İlkelerimiz

Daha çok değil daha kaliteli ürünler…

Belirli bir arazide ve toprak yapısında alınacak ürün miktarının sınırları bellidir. ‘Daha çok’ üretme hedefi zararlı kimyasallar kullanarak bu sınırları zorlamak demek. Bu yüzden hedefimiz daha çok değil daha kaliteli ürünler yetiştirmek. Peki nedir kaliteli ürün ya da kaliteli üretim?

Kaliteli bir üretim sürecinde

Lezzetli,

Güzel görünen,

Sağlıklı,

Sürdürülebilir ürünler olmalı.

Lezzetin ve güzel görünümün kaynağı ata ağaç; ceviz ağaçlarımızın büyük çoğunluğu, ata topraklarındaki bu 100 yıllık ağacın cevizlerinden dikildi.

Lezzetli ve güzel görünen ürün elde etmek için birincil yöntemimiz yöreye özgü tohumları tercih etmek ve toprağı dönüşümlü olarak kullanmak. Yöresel tohumlar, yüzyıllardır aynı topraklarda üretildiği, iklim ve toprak koşullarına uyum sağladı için lezzetin, güzel bir görüntünün ve canlı renklerin garantisidir.

Ürünlerin sağlıklı olması için ise yöntemimiz zararlılarla mücadele ederken ya da toprağı zenginleştirmek için doğal yöntemler kullanmak. Bazı yıllarda ürünlerin kısmen zarar görmesi pahasına amacımız ‘sıfır ilaç’. Toprağı zenginleştirmek için ise doğal hayvan gübresi kullanıyoruz ya da örneğin demir açısından zengin kırmızı toprak takviyesi yapıyoruz. Ayrıca, arazide biçilen otları ve dökülen yaprakları yerinde bırakarak toprağa karışması, böylece doğanın kendi döngüsü içinde kendi kendini yenilemesi için çalışıyoruz. 

Sürdürülebilirlik konusunda ise hem kendi üretim faaliyetimiz süresince hem gelecek nesiller boyunca hem de bütünsel olarak doğanın dengesini gözetecek şekilde hareket ediyoruz. Bu ekolojik yaklaşımda; sadece bu yıl elinize geçecek ürünün kalitesi değil, o ürünün nesiller boyunca ve etki alanımız dahilindeki bütün yörede aynı kalitede sofralara ulaşabilmesi önemli. Bu nedenle sınırlı su kaynaklarını etkin bir şekilde kullanmak için kaynak sularımızı kış ayları boyunca sulama havuzlarında biriktirerek ve damlama yöntemiyle kullanıyoruz. Artezyen kullanımı kendi yaşamımızda bile gözlemleyebileceğimiz kadar hızla suların çekilmesine sebep oluyor.

Çiftliğimizde her biri ortalama 500 tonluk 6 adet sulama havuzu bulunuyor.
Arazileri satın aldığımız günden itibaren içinde bulunan ardıç, pıynar gibi ağaçları koruyoruz.

Toprak zenginliğini korumak ya da verimsiz olduğu noktalarda desteklemek için yöntemimiz doğal hayvan gübresi, yeşil gübre kullanımı ve toprağı dinlendirmek şeklinde. Çam omanları arasında yer alan ve yakınında hiçbir ana yol ya da imalathane bulunmayan arazilerimizde, temiz havanın en büyük teminatı olan doğal bitki örtüsünü korumak birincil önceliğimiz. Araziyi çevreleyen hatta arazi içinde bulunan kara çam, ardıç, pıynar ağaçları; arazi düzenlemelerinde, setlerin oluşturulmasında, makineli tarım sırasında özenle korunuyor.

Kurutma, depolama ve paketleme süreçlerinde hiçbir koruyucu madde kullanmıyoruz. Çiftliğimizin bulunduğu bölge iklimi oldukça kuru bir havaya sahip, bu da bize kurutma konusunda büyük avantaj sağlıyor. Cinsine göre ürünler güneşte ya da gölgede kurutuluyor, ham bez kese ya da cam kavanoz kullanılarak özenle paketleniyor

Nohut başaklama

Kontrolümüz dışındaki doğal koşulların ürünlere zarar vermesi normaldir. Asıl zarar hasattaki israftır. Eskilerin başaklama dediği, ürün toplandıktan sonra geride kalan döküntülerin elle toplanması kimi zaman bir ailenin bir yıllık ihtiyacını karşılayacak miktarda ürün kazandırıyor. Bunun yanında gelecek nesillere aktarılması açısından bir ‘tane’nin bile büyük önem taşıdığının bilincindeyiz.

2024 yılında bahar ve yaz aylarında beslemek üzere hayvancılığa başladık. Hayvancılık ekolojik tarımın olmazsa olmazı. Cevizlerin arasında otlayan koyunlar; otları yiyor, gübre bırakıyor ve toprağı eşeleyerek havalandırıyor. Böylece nasıl beslendiğini bilmediğimiz hayvanların gübresini kullanmak yerine toprağı kendi hayvanlarımızla zenginleştirmeye çalışıyoruz.